Beni sağ cebine koy. Hayır sol demiyorum, sağ. Bensiz seni mutlu eden şeyleri avuçla, sol cebine doldur. Bilirim senin elin hep sol cebinde durur. Durdukça elin mutluluğa dokunur. Ama aklın hep sağ cebinde olur. Yoksa sen aklını burada bırakmışken gittiğini mi sanıyorsun hâlâ?
Gecenin ahengi başkadır. Güneşin batmasıyla birlikte çakmağın, 70 bpmli bir metronom olur. Bazı günler istisnadır ve güneş her zamankinden çok daha erken batar. Hatta bazen gündüz de gece yaşanır. Ağlayasın gelir. Sen erkek adamsın. Ağlayamazsın. Yalnızca, ağlayasın gelir. Daha ötesi yok. Erkek adam içer. Sanır ki içince geçer.
Yarı uyanığım. Geçen bir yıla rağmen hala seni sindiremedim. Olanları. Organlarımın hepsi çürüdü. Beynim çürüdü, kalbim çürümedi. Yine aptallığım tuttu işte. Bir kalpten midenin görevini üstlenmesini beklemek ne kadar aptalca değil mi? Hayır, tam anlamıyla çocukça. Yüzünü düşünmek bile heycanlandırıyor beni. Dememiş miydim? Tüh. Onlar da diğerleri gibi içimde patlamış olacak. Deliler gibi kıskanıyorum aslında. Kafamı duvarlara vuracak kadar. Kıskanma kriterim cinsiyet değil. Mesela, kollarımda uyumanın yerini alsın diye medet umduğun uyku haplarından. Bana anlattıklarının bi kısmını anlattığın psikoloğundan. Bi gülücük attığın sokak köpeğinden. Sarhoşluktan bayılmadan uyuyamıyorum ki bi türlü. Kalplerimizin oluşturduğu aksak metronomu dinlemeden uyunur mu hiç? Gel artık. İyice çirkin oldum. Kafam daha güzel oldu ama. Bak gözlerime.